SAYFALAR

Yanyalı Fehmi Lokantası / Kadıköy - İSTANBUL

Fotoğrafı büyütüp kapı önündeki aşçı figürü ile camdan bakan ustanın tiplerinin benzerliğine bakın mutlaka :)


Kadıköy çarşısının yeri benim için çok farklıdır.. Şarküterilerden, balıkçılara, manavlardan tarihi tatlıcılara kadar her şeyin en iyisini bulabileceğiniz ender yerlerden biri olan bu çarşıda daha önce yazılarını sizlerle paylaştığım Baylan Pastanesi ve Halil Lahmacun gibi birçok lezzet durağı bulunuyor..


Bu sefer Osmanlı mutfağına ait çok çeşitli yemekleri bulabileceğiniz Yanyalı Fehmi lokantasını sizlere tanıtmak için mekanı tekrar ziyaret ettim..





1919 yılında Yanya'dan göç eden Fehmi Efendi, saraydan ayrılma başaşçı Bolulu Hüseyin Efendi'yi de yanına alarak Yanyalı Fehmi Lokantasını kurmuş.. Lokantanın işletimi Fehmi Efendi vefat ettikten sonra oğulları Erdoğan ve Engin Sönmezler tarafından bence aynı kalitede devam ettirilmekte..





Sıkıcı tarih dersimizin ardından Osmanlı mutfağına geçiş yapabiliriz :)




Lokantada sürekli olarak en az 6 çeşit çorba bulabilmek mümkün, biz pek Osmanlı mutfağına ait olmasa da domates ve brokoli çorbasını tercih ettik.. Eşimin sipariş ettiği domates çorbasını tattım, gayet normaldi, pek bir özel tadı yoktu ama kendi tercihim brokoli çorbasını çok beğendim..




Canım Ciğerim / Asmalımescit - İSTANBUL



Canım Ciğerim'in önünden geçerken salaş dükkan cazibesi ve içeriden gelen kokularına dayanmak zordur, bu yüzden  Asmalımescit geceleri ya burada başlar ya da burada biter.. Ben bitirenlerdenim..





Keyifli bir gecenin ardından kendimizi sürü halinde Canım Ciğerim'de bulduk.. 10-12 kişilik masamız anında birleştirildi ve sofraya oturduk..




Çok hızlı bir şekilde sunulan yeşillikler, soğan, salata ile közlenmiş gelen domates, biber ve soğan görüntüleri ile başımı döndürdü.. Etler gelmeden lavaş arasına ne bulduysam koydum ve ziyafete başladım..



Paris / FRANSA


Bayram tatili sonrasında bir fuar için Paris'i ikinci kez ziyaret etme şansı buldum.. Fırsat buldukça da lezzetli yiyecekler tattım ve sizler ile paylaşmak için fotoğraflarını çektim..


Akşam saatlerinde otele giriş yaptıktan hemen sonra geçtiğimiz yıl bir arkadaşım sayesinde keşfettiğim (bu arada benden başka herkes biliyormuş zaten), otelime sadece 50 metre uzaklıktaki bir Belçika efsanesi Leon De Bruxelles'e gittim..



İlk ziyaretimden bu yana aklımdan çıkmayan "Riviera styled mussel" ve günün yorgunluğunu alması için "Leons draft beer" sipariş verdim.



"Riviera styled mussel"ı size kabaca deniz mahsullerinin iskender'i olarak tanımlayabilirim :)) Tereyağlı midyelerin üstüne kaşar eritilerek sarımsaklı ve domatesli bir sos ile servis ediliyor. Gerçekten müthiş ve farklı bir lezzet.. 

Devrez Dürüm Evi / ANKARA


Adını Çankırı’da bir çay isminden alan Devrez, yıllar önce keşfettiğim ve zaman içerisinde kendini dükkan olarak geliştiren ve genişleten, salaş ve yerel ambiyansından kaybetse de lezzetinden kaybetmeyen, müşterilerine 24 saat hizmet veren bir lezzet durağı..



Ankara Esat’ta yer alan “Aspava” isimli mekanların aksine soslu döner dürüm sunmayan Devrez’de masaya oturduğunuz gibi malzemesi çok lezzetli serpme salata sunuluyor..


Sonrasında ise közlenmiş soğan (arap soğanı), acılı ezme, humus ile masa zenginleştirildi.. Sunulan mezeler çok iddialı olmasa da lezzeti yerindeydi.. Sipariş verdiğimiz çorbalar ise kokusu ve görüntüsü ile fotoğraf çekmeyi eziyet haline getirdi! (Gördüğünüz fotoğraflar benim sipariş verdiğim az çorba’dan, eşimin çorbası tamdı ama o hemen kaşıkladığı için çorbadaki tereyağı dağıldı)


Koru Hotel Restaurant / Bolu


Koru Hotel restaurant benim için tam bir çocukluk efsanesidir..  Eski İstanbul – Ankara yolu üzerinde Bolu dağını geçince (otobanda ise Abant çıkışından 2-3 km uzakta) yer alan Koru Hotel müthiş doğası, spor imkanları ve restaurant’ı  ile tam bir keyif oteli.


Bizi ilgilendiren konuya dönersek; içerisindeki restaurant’ın spesiyalleri ise Domates Çorbası ve Koru Kebabı, ben de sadece “sizler için” bunları götürdüm J

Yaklaşık 200 kişilik bomboş bir restaurant’a girince şaşırdım, “otoban burayı da öldürdü, büyük ihtimalle de yemeklerindeki lezzeti de öldürmüştür” diye düşündüm ama kendinizi en klas restaurant’taymış gibi hissettiren bir şef ve servis ile karşılaşınca Koru Hotel’in kendini hiç bozmadığını anladım..


Domates çorbası kıvamı ve peynirinin lezzeti ile içtiklerimin içerisinde en iyilerindendi.. Moda Kırıntı’da (diğer Kırıntı’ları sevmem, gitmem, Kırıntı’dan saymam bile) servis edilen Domates çorbasından bile güzel..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...